Spot Basın Kooperatifi olarak yola çıkalı 1 yıl oldu. Türkiye medyasının bildiğiniz bütün olumsuzluklarından; kutuplaşmadan, sermaye ilişkisinden, siyaset etkisinden, nefret söyleminden, cinsiyetçi bakış açısından uzak bir sığınak inşa etmek istedik kendimize. 1 Ağustos’taki ilk yayınımızdan önce yaptığımız sohbetlerde de bağımsız, tarafsız, patronsuz bir mecra hayal ettik. Emek veren herkesin eşit olduğu, hiyerarşisiz bir platform. Güzelliklerimizi büyüttüğümüz, eksiklerimizi eleştirerek düzelttiğimiz; öfkenin, ötekileştirmenin olmadığı bir yer. Nitelikli, sorgulayan, kamu yararı gözeten, içimize sinen haberler, röportajlar yapabileceğimiz bir yer. Emek sömürüsünden uzak; hak ettiğimiz kadar kazandığımız, saatlerce, günlerce, haftalarca izinsiz, dinlenmeden, hor görülerek çalışmadığımız bir yer. Duyulmayan seslerin duyulduğu; çarpıtmalar, ezberler yönlendirmelerle yanlış veya eksik duyulan herkesin kendini anlatabileceği bir yer.
İsmimize de taşıdığımız yapımızı, ‘kooperatif’ olarak tanımladık. Resmi olarak henüz bir kooperatif olmasak da kooperatiflerin eşitlikçi, sorumluluğu paylaşan, demokratik ve şeffaf işleyişini benimsedik. Bu yapıyı tercih etmemizin önemli sebeplerinden biri de yeni katılımlara açık olmak isteğimizdi. Türkiye medyasının dayattığı çok yönlü sömürü düzeninden uzaklaşmak isteyen, gazeteciliği bizimle benzer kaygılarla yapan ama gidecek yeri olmayan meslektaşlarımızla birlikte.
Bir yılı geride bırakırken hayal ettiklerimizin tamamını gerçekleştiremesek de hayal ettiklerimize yakın bir yerlerdeyiz. “Evet, hayal ettiğimiz yere geldik” dememizin önündeki en büyük engel de maddi kaynak yokluğu. Büyük oranda gönüllülükle emek verdiğimiz Spot’un daha çok gazeteciye mecra olmasını, daha fazla nitelikli, tarafsız ve kamu yararına işler üretebilmesini çok istiyoruz.
“Para kazanmıyorsanız nasıl ve neden devam ediyorsunuz?” sorusu gelebilir akıllara. Birlikte üretmeyi; birbirimizi geliştirmeyi, eleştirmeyi, tartışmayı, sormayı; gazeteciliği ilkelerle ve kamu yararına yapmayı ve bunu yaparken mutlu olmayı seviyoruz. Romanların, Alevilerin, çocukların, kadınların, Kürtlerin, işçilerin, mültecilerin sesi olmayı sorumluluk biliyoruz. Ama elbette izleyicilerimizin, okuyucularımızın desteğine ihtiyacımız olduğunu da yadsımıyoruz. Bir yandan da fon başvurularında bulunuyor, kaynak arayışlarımızı sürdürüyoruz.
Spot’un yola çıkışı ve bir yılı özetle böyleydi. Ama bu bir yılın hepimiz için çok özel bir yanı daha vardı: Çözüm süreci. Yayın hayatımıza başladığımızdan bu yana süreçteki tüm gelişmeleri takip edip zaman zaman sürecin aktörleriyle, zaman zaman uzmanlarla, akademisyenlerle konuştuk. Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun içinden geçtiği dönüşüm sürecini sorguladık, anlamaya çalıştık.
Son günlerde hem SDG’nin Suriye’ye entegrasyonu hem de Türkiye’de çıkan çerçeve yasa, tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği konular. Elbette Spot’un da yoğunlaştığı başlıklar. Her iki ülkede de bu başlıklar tartışılırken medyanın rolünün ve kullanılan dilin iki ülkenin süreçlerine nasıl etki ettiğinin sayısız örneğini yaşadık. Sadece medyada ve siyasette değil toplumun tüm katmanlarında ve taraflarında kökleşmiş dili, bakış açısını, kutuplaşmayı değiştirmek hiç de kolay değil. 100 yıldır öğretilen, üretilen, beslenen, büyütülen bir öfke, düşmanlık, tepki, kutuplaşma -adına ne derseniz deyin- söz konusu.
Bu öfkeyi daha da büyüterek gelecek kuşaklara aktarmak mı? Yoksa dinlemek, sormak, anlamaya çalışmak, önyargıları yıkmak ve yeniden başlamak mı?
Evet, “Asla olmaz” dediğimiz, hayal bile edemeyeceğimiz, toplumun sinir uçlarına dokunan sayısız gelişmeyi bu süreç içinde yaşadık. Kürt’ü “terörist”, devleti “katil” olarak kodlamış çoğunluğa barışı, barışın olası kazanımları anlatmak belki de en zoruydu sürecin yürütücüleri için. Ama sürecin en başında bir isim vardı ki barışın en güzel anlatıcısıydı. Çünkü Türkiye’nin büyük sorununu öfkelenmeden, azarlamadan, kibirden uzak biçimde anlatmayı başarıyordu.
Sürecin ikinci yılında; dilin, üslubun, ilişki kurma biçimlerinin, bakış açısının hayati önemi ve medyanın dilinin ürkütücü belirleyiciliğini derinden hissettiğimiz, yaşadığımız günlerden geçiyoruz.
Tam da burada barış emekçisi ve sözcük üstadı Sırrı Süreyya Önder’i hatırlatmak gerekir.
Onu; tüm övgüleri hak eden zekası, mizahı, sanatçılığı, eşit ilişki kurma biçimi, yetenekleriyle değil de bu sürecin bir emektarı olarak süreç başladıktan sonra söyledikleriyle hatırlayalım…
Konuşmak kendi fikirlerimiz karşıdan duymak değildir. Açık el, ‘Elimde kötü bir şey yok’ demek. Bunu kıymetlendiren herkese tarih önünde teşekkür etmek istiyorum. Barışın en önemli özelliği kaybedenin olmamasıdır. Barışta herkes kazanır. Yeter ki dayatmalarla, kendi fikrimizi ve kalıplarımızı karşıda görmemekle başlayalım; gerisi gelir. Kuyu derin değil, ip kısadır. Bu ipi uzatacak herkese tekraren teşekkür etmek istiyorum. Bu çözülürse bu memleketin bütün sorunları çözülmeye başlar.
15 Ekim 2024 – Meclis’i yönetirken
Bu tür dönemlerde kaygıların olması normal. Ayrıca bu toplumun bir feraseti var, bir deneyimi var. Yaşadıklarından çıkardığı dersler var. Temkinli iyimserlik bu dönemi algılamak için toplumun bilgeliğinin en damıtılmış halidir. Bu temkinli iyimserlik sadece beklentili olmamayı, barışı yaratmak için emek vermeyi de ifade ediyor aslında. Barış bu topraklarda yaşayan herkesin ortak ideali olmalıdır ve hepimiz bunu başarmak için bugüne kadar yaptığından daha büyük emeklerle barışı var etmeliyiz.
13 Ocak 2025 – Mezopotamya Haber Ajansı röportajı
Her iyi temenninin karşısına bir keşiş ve bir de kasap çıkar. Ama en küçük bir ihtimali bile ne bir keşişin vaazlarına ne de kasabın bıçağına teslim edecek durumdayız. Barışa giden yol düz değildir hiçbir zaman, hatta bazen doruklar ve dipsiz çukurlar bile olur. Hem topluma hem de biz barış emekçilerine düşen görev, tasavvur edilen yere barışın bahçesini inşa etmektir.
11 Şubat – Mezopotamya Haber Ajansı röportajı
Birlikte kuracağız bu barışı. Birbirimizin ufkuna bakacağız. Bunun başka yolu yok. Şerefim üzerine temin ediyorum ki, bu işin pazarlığı ya da şartı yok. Ben de bu lafı kolay kolay kullanmam.
3 Mart 2025 – Habertürk TV yayını


