Sınır dışı politikası eve kadar uzanıyor

AB, polisin sınır dışı edilecek kişilerin evlerine baskın düzenlemesine ve eşyalarıyla elektronik cihazlarına el koymasına hukuki zemin hazırlayan geri gönderme tüzüğünü kabul etmeye hazırlanıyor. Belçika ise polise evlere zorla girme yetkisi tanıyacak kendi yasa tasarısını hızla yasalaştırmak istiyor. Sivil hak örgütleri, Avrupa'da ABD'deki ICE uygulamalarını andıran yöntemlerin yaygınlaşmasından endişeli.

Editör notu: Bu yazı, Nikolaj Nielsen tarafından Brüksel’den kaleme alınmış ve 30 Eylül 2026’da EUobserver’ın günlük görüş yazıları dizisi EUobserver Voice’ta “The EU’s ‘return regulation’ makes your home fair game for police, and Belgium is racing to use it” başlığıyla yayımlanmıştır. Yazının yayımlanmasının ardından AB Konseyi, Geri Dönüş Tüzüğü’nü 1 Ekim’de nihai olarak kabul etmiştir. AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmasının ardından ertesi gün yürürlüğe girmiştir.

Geçen aralıkta AB’nin sınır dışı yasa tasarısında polise ev baskını yetkisi veren hükümleri ilk kez haberleştirdiğimizde, Donald Trump’ın göçmen karşıtı paramiliter ICE güçleriyle karşılaştırmalar kısa sürede yapılmaya başlandı.

AB içişleri bakanlarının, 1 Ekim Perşembe günü Lüksemburg’da geri gönderme tüzüğünü resmen kabul etmesi bekleniyor. Tüzük, polisin baskın düzenlemesi ve kişilerin “eşyalarına, elektronik cihazlarına ve ilgili diğer nesnelerine” el koyması için hukuki çerçeve oluşturuyor.

Bu yaklaşım, sığınma başvurusu reddedilenler gibi kişileri kendi ülkelerine geri göndermeyi, hatta Ruanda’da ya da başka yerlerde kurulabilecek ve nasıl işleyeceği henüz belirlenmemiş transit merkezlere sevk etmeyi amaçlayan, olabildiğince geniş kapsamlı bir sınır dışı politikasının parçası.

Tüzük, “etkili bir geri göndermeyi hazırlamak ya da güvence altına almak amacıyla” işlem yapılan herkesi kapsıyor ve “ikamet yerinde ya da ilgili diğer mekânlarda” baskın yapılmasına izin veriyor.

Perşembe günkü toplantının gündeminde bu konu yalnızca küçük bir dipnot olarak yer alsa da düzenlemenin olası sonuçları sivil hak örgütlerinde ciddi kaygı yaratmış durumda. Örgütler, getirilen yetkilerle ABD’deki ICE uygulamaları arasında benzerlik kurmayı sürdürüyor.

Bu karşılaştırma abartılı değil.

Bir zamanlar aşırı sağın marjinal fikirlerinden biri olan bu yaklaşım, bugün temel haklara saygıdan söz eden içi boş beyanlarla süslenerek ana akım siyasette hararetle benimsenir hâle geldi.

Sınır dışı etmenin vazgeçilmez bir parçasıymış gibi sunulan bu hukuki oyunun ne olduğu aslında neredeyse herkesçe görülebilir.

Üstelik düzenleme, sıradan Avrupalıların sivil haklarını da ihlal etme riski taşıyor. Avrupa’nın koyu tenli göçmenler tarafından istila edildiği yönündeki yanlış algının hüküm sürdüğü bir ortamda, ICE tarzı saldırgan yöntemlerin yaygınlaşmasının önünü açabilir.

Belçika hız kesmiyor

Belçika bu konuda şimdiden bir adım önde. Ülkede tartışılan “ev ziyaretleri yasa tasarısı”, polisin sabah 05.00 ile akşam 21.00 arasında bir kişinin evine zorla girmesine izin verecek.

Belçika parlamentosunun içişleri komisyonu çarşamba günü, tasarının en geç gelecek yıl mart ayına kadar yasalaşmasını hızlandırmayı amaçlayan bir öneriyi görüştü.

Tasarı, kamu düzeni ya da ulusal güvenlik açısından tehlike oluşturduğu muğlak ölçütlerle değerlendirilen kişilerin yanı sıra, hakkında uygulanabilir bir sınır dışı kararı bulunduğu hâlde iş birliği yapmayı reddedenleri de hedef alıyor.

Polis gerektiğinde yanında bir çilingir getirebilecek. Baskın sırasında bir göç memurunun da hazır bulunması gerekecek.

Sunulan değişiklik önergeleri, herhangi bir baskın yapılmadan önce bir soruşturma hâkiminden izin alınmasını öngörüyor. Bu koşul, içeride çocuklar bulunsa bile, belgesiz bir göçmeni barındırdığından şüphelenilen kişinin evi için de geçerli olacak.

Ancak ortada bir ceza soruşturması yoksa Belçika Anayasası konutlara zorla girilmesini yasaklıyor. Üstelik Belçika’da düzensiz göç bir suç değil, idari bir mesele.

Yetki alanları bulanıklaşıyor

Bu ayrım önemli. Çünkü tasarı, idari işlemlerle ceza soruşturmalarına özgü yetkiler arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor, denetim standartlarını düşürüyor ve insanları ICE tarzı kötüye kullanımlara açık hâle getiriyor.

Ne hedef alınan kişinin ne de onu evinde barındıranların hâkim kararına itiraz etme imkânı var.

Belçika Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt ise yasanın yalnızca suçlulara ve güvenlik tehdidi oluşturan kişilere karşı kullanılacağını ısrarla savunuyor.

Ancak Belçikalı hak örgütü Vluchtelingenwerk Vlaanderen’den Noor Ketels, Belçika’da klasik ev arama kararlarına zaten imkân tanıyan ceza yasaları bulunduğunu hatırlatıyor.

Ketels kaygısını şöyle dile getiriyor: “Korkumuz, yasanın sonunda onun [Van Bossuyt’un] sıraladığı ağır gerekçeler için değil, örneğin kayıt dışı çalışma ya da kamuya açık yerde sarhoşluk gibi fiiller için kullanılması.”