İrfan Aktan’la Nasıl Yapmalı’da 24 Nisan’ın 111. yıldönümünde Ermeni tehcirini ve soykırımını konuşuyoruz. Araştırmacı yazar Kadir Akın, Paramaz üzerine çalışmaları ve Ermeni solunun tarihini de mercek altına alarak, bu tarihle yüzleşmenin bugünkü demokratikleşme ve eşit yurttaşlık mücadelesiyle bağını kuruyor.
İrfan Aktan: Bugün 24 Nisan. 1915’te Ermeni aydınlarının İstanbul’da toplanıp idama götürüldüğü, tehcirin başladığı gün. 111. yıldönümü. Paramaz’ı, Ermeni solunu, soykırımı konuşacağız ama önce şunu sorayım: Bu meseleyi hâlâ hakkıyla konuşabiliyor muyuz?
Kadir Akın: Konuşamıyoruz. Aradan uzun zaman geçti ama olayın vahameti ortadan kalkmadı. Ustaca tarihsel yalanlarla üstü örtülmeye çalışıldı. Türkiye hâlâ bunun ceremesini çekiyor. Çünkü soykırım yalnızca insan kaybı değil, entelektüel ve kültürel mirasın da yok edilmesi. Bu topraklar soykırım sonrası çoraklaştı. Sol sosyalizm mücadelesi de dahil her şey düzlendi. Geriye kalan yeniden kuruluş korku üzerine inşa edildi. O katliama karışmış insanların torunları hâlâ bu ceremeyle yaşıyor. Bu yalnızca geçmişe dönük adalet talebi değil. Türkiye’nin demokratikleşmesi, eşit yurttaşlığa dayalı, şiddetten arınmış bir toplumsal yapı için de kritik. Yüzleşilmediği sürece yasak da devam ediyor. Geçen sene bir yayında “Ermeni soykırımı” dediğim için savcılığa çağrıldım, ifade verdim.
İrfan Aktan: 24 Nisan 1915’te ne oldu?
Kadir Akın: Planlanmış bir sembol. İstanbul’da 200’e yakın aydın, sanatçı, siyasetçi gece yarısı Haydarpaşa’dan trenle Ayaş’a gönderildi. Orası bir tür istasyon gibi. Ardından yüz binlerce, bir milyona yakın insan padişah fermanı ve kanunla Der Zor’a mecburi iskâna yollandı; yollarda katledildi. Sembolik başlangıç bu. Abdülhamit sonrası İttihat ve Terakki egemenliğinde başlatılan bir operasyon. 1913 Babıali Baskını’yla despotik otoriter hükümet kuruldu. Çanakkale Savaşı’na denk geldi. İstanbul’un kaybedileceği korkusuyla kıyılardaki Rumlardan başlayan (1914 Rum soykırımı) ve 1915’te Ermenilere uzanan “güvenlik tedbiri” olarak sunuldu. Aynı dönemde Balkanlardan gelen, Sırp-Bulgar çetelerinin saldırısına uğramış Müslüman ahalinin nefreti de Ermenilere ve Rumlara yöneltildi. Esas organizasyon 1914’te kurulan Teşkilat-ı Mahsusa. Cezaevlerinden alınan ağır suçlular özel örgütlenmeyle kafilelere, özellikle geceleri ve cuma günleri saldırdı. Kolluk kuvvetleri yanında yürürken özel örgüt dışarıdan vurdu. Halkın katılımı da sağlandı: Kürtünden Çerkezine, Arabından Türküne herkes malına, ırzına, canına kastetti. Manuel Kirk Yaşaryan’ın anıları bunu çok net gösteriyor.
İrfan Aktan: İttihat ve Terakki nasıl bu hale geldi? Kuruluşunda Ermeniler de var mıydı?
Kadir Akın: 1902 ve 1907 Paris Jöntürk Kongreleri’nde en ciddi katılım Ermenilerden. İki parti var: Hınçak Devrimci Partisi ve Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun). Taşnaklar İttihat’la çok yakın. 31 Mart’tan sonra İttihat önderleri Krikor Zohrab’ın evinde kalıyor. Anadolu’da İttihat’ın ulaşamadığı kesimlere birlikte hitap ediyorlar. Ama İttihat giderek Anadolu’yu kaybetme korkusuyla “Ermenilerden arınmalıyız, Anadolu’yu Müslümanlaştırıp Türkleştirmeliyiz” noktasına geliyor. Hınçaklar Jöntürklerin Türkçü kafasını erkenden görüyor; Sabah Gülyan 1907’de “Genç Türkler Ne İstiyor?” broşüründe her şeyi anlatıyor. Taşnaklar ise el konulan toprakları geri almak, Berlin Antlaşması hükümlerini uygulatmak için İttihat’ı tek çözüm gücü görüyor. “Sabırlı olun” diyorlar, oyalıyorlar. 1914’te artık plan net.
İrfan Aktan: Tarihçilere bırakılsın deniyor. Belgeler ne diyor? Soykırım önceden mi planlandı, yolda mı gelişti?
Kadir Akın: Çok net. Belgeler imha edilmesine rağmen ele geçenler soykırımı açıkça gösteriyor. Resmi tarihçiler tersini kanıtlamaya çalışıyor: “Ermeniler Türkleri kesti.” 1918-19 Rus işgali sırasında Ermeni taburlarının bazı Müslüman köylerde nefret cinayetleri işlediği doğru (Taner Akçam 30-40 bin der). Ama bunlar 1915’te katledilenlerin çocukları ve torunları. Acıları yarıştırmak için değil; 1915’i unutup 1918-19’a bakarsanız tarihi doğru algılayamazsınız. Devlet karşı propagandayı sürdürüyor, belge açıklayanları cezalandırıyor. Resmi yalanları söyleyenler özgür, arşiv kazıyanlar değil. Bu başlı başına problem.
İrfan Aktan: Paramaz kimdir? Osmanlı’daki sol-sosyalist harekette Ermenilerin rolü neydi?
Kadir Akın: Osmanlı’da Marksist ve sosyalist hareket büyük ölçüde Ermeniler üzerinden gelişti. İstanbul’da Rum sol da var ama en yakın isim İştirakçi Hilmi. Grevler, sosyalist fikirler, 1 Mayıs’lar ortak kutlanıyor. Ermenilerin sosyalizm konusundaki gelişkinliğine karşılık Türk-Müslüman hareket çok zayıf. Paramaz ve arkadaşları bağımsız sosyalist Ermenistan tahayyül etmiyor. 1908 sonrası yasal partiler olarak kuruluyor, Osmanlıcı programla ortak vatan, eşit vatandaşlık istiyorlar. Paramaz Van mahkemesinde diyor ki: “İlkel milliyetçi değiliz. Kürtler, Lazlar, Araplar, Kürtler, Süryaniler, Rumlarla birlikte eşit vatandaşlık talebimiz var. Yerel yönetimlerde kendimizi ifade etmek istiyoruz, bu da devrim yoluyla olacak.” 1909 Osmanlı Meclisi’nde dört sosyalist vekil adaletli vergi, kadınların evlilik yaşının yükseltilmesi, yabancı sermayeye karşı mücadele, eğitim modernleşmesi, örgütlenme özgürlüğü savunuyor. Bugün hâlâ aktüel meseleler. Paramaz ve yoldaşları Talat Paşa’ya suikast hazırlığı iddiasıyla idam ediliyor. Ağır ceza bile beklenmezken en şiddetli ceza çıkıyor çünkü soykırım çoktan başlamış, susturmak ve İstanbul’daki Ermenilere mesaj vermek için.
İrfan Aktan: “Ruslarla işbirliği yapıyorlardı, Osmanlı’yı bölmeye çalışıyorlardı, bu yüzden tehcir planlandı” savunusu var. Ne dersin?
Kadir Akın: 1914’te böyle bir durum yok. Çarlık Rusya’sı da milliyetler hapishanesi; Çerkez soykırımı ve göçünü hatırlayalım. Ermenilere dönük ciddi yaptırımları var. Paramaz oradaki mahkemeden de kurtuluyor. Tarihler yerine oturtulunca demagoji ortaya çıkıyor.
İrfan Aktan: Bugünkü yayını nasıl bağlayalım?
Kadir Akın: Günün güncelliğini yakalamak lazım. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve eşit yurttaşlığa dayalı, şiddetten arınmış bir toplumsal yapı için bu konunun konuşulması şart. Ermenistan ve Türkiye halkları arasındaki kardeşlik önemli. Sınırın açılmasını önemsiyorum; iki halkın birbirini görmesi, ziyaret etmesi gerekir.
İrfan Aktan: Teşekkürler. Kadir Akın’ın Paramaz ve Ermeni-Rumlara yapılanlara dair araştırmaları çok değerli. 111 yıldır kapanmayan bir yaradan bahsediyoruz. Bu yara olmasa Türkiye-Ermenistan ilişkileri bu kadar girift olmazdı. Yüzleşilmeyen tarihsel acılar sonraki kuşakları acıtmaya devam ediyor.


