BM’de güç savaşı: Erdoğan ne ile dönecek?

BM Genel Kurulu'nda Guterres örtülü bir dille Trump'ı hedef aldı, Trump ise İran'a "büyük karar" mesajı verdi. Zirvenin dördüncü konuşmacısı Erdoğan ise New York'tan ne ile dönecek?

New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu, bu yıl “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM” temasıyla toplandı. Üç gün süren zirvede 195 ülkenin liderleri New York’ta bir araya gelirken, Gazze, İran, Ukrayna, Grönland ve BM reformu tartışmanın merkezine oturdu.

Spot Basın Kooperatifi’nden Sinan Tunçdemir, Genel Kurul binasının hemen dışından canlı yayınla gelişmeleri aktardı.

BM’nin “high level week” olarak adlandırılan bu döneminde, kuruluşun 81 yıllık tarihinde ilk beşte değişmeyen bir gelenek yine tekrarlandı. Açılışı yine Brezilya yaptı, ardından ABD, Ürdün ve dördüncü sırada Türkiye konuştu. Ancak bu yılki zirveye 195 üye ve gözlemci devletten yalnızca Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas katılamadı. ABD’nin ev sahibi ülke olarak taşıdığı vize yükümlülüğüne rağmen Abbas’a giriş vizesi verilmedi; Abbas, Genel Kurul’a video bağlantısıyla hitap etmek zorunda kaldı.

Tunçdemir, bu yılki zirvenin özellikle güvenlik önlemleri bakımından öne çıktığını vurguladı. Dünyadaki savaşlar nedeniyle bu sene çok daha üst düzey tedbirler alındığını, gazetecilerin normalde girebildiği bazı alanlara bile zorlukla ulaşabildiğini aktardı.

Tunçdemir’in aktarımına göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in konuşması, ikinci ve son dönemi bu yıl sona erdiği için önceki yıllara kıyasla daha sert ve vurgulu bir tondaydı. Guterres, dünyadaki ateşkes yetersizliğine, tarihte görülmemiş boyuttaki eşitsizliğe, iklim değişikliğinin Nepal’deki sel felaketiyle somutlaşan risklerine ve yapay zekânın denetimsiz kullanımına dikkat çekti. Tunçdemir, Guterres’in ismini anmadan yaptığı “süper güçler” vurgusunu konuşmanın en çarpıcı bölümü olarak öne çıkardı. Guterres’e göre dünya, ortak kurallara dayalı değil “parçalanmış” bir çok kutupluluğa sürükleniyor ve devletlerin kendi çıkarlarını önceliklendirmesi krizleri derinleştiriyor.

Tunçdemir, Erdoğan’ın konuşmasında en çarpıcı bulduğu noktanın Avrupa’ya yönelik mesaj olduğunu belirtti. Erdoğan’ın “Bizi kendinizden hariç tutarak kendi güvenliğinizi sağlayamazsınız” çıkışının döneme dair önemli bir sinyal olduğunu söyledi. Trump’ın konuşmasında ise İran’a dair “büyük karar” pasajını dönüm noktası olarak değerlendirdi; Trump’ın daha önce de benzer sert çıkışlar yapıp kısa süre sonra geri adım attığını hatırlattı.

Tunçdemir ayrıca aynı gün imzalanan Grönland anlaşmasına, İranlı diplomatlara son anda verilen vizelere ve Netanyahu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi kararına rağmen New York’a gelişine de değindi. Perşembe günü İsrail’in Genel Kurul konuşmasını daha ayrıntılı ele alacaklarını duyurdu.

Guterres: “Güçlerinin göründüğü kadar süper olmadığını kabul etmeliler”

Guterres, görev süresinin son konuşmasında on yıllık dönemine dair bir bilanço da çıkardı. Bu on yılda savaşların yıkıcı sonuçlarla patlak verdiğini, sivillerin hedef alındığını, insan haklarının çiğnendiğini ve açlığın bir silaha dönüştürüldüğünü söyledi. İsrail’i isim vermeden eleştiren Guterres, Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından Gazze’de yaşananları görev süresi boyunca tanık olduğu en büyük yıkım olarak nitelendirdi.

Guterres konuşmasında enerji şirketlerini de hedef aldı. Büyük petrol şirketlerinin Rusya’nın Ukrayna işgalinden bu yana yaklaşık yarım trilyon dolar kâr ettiğini, buna karşılık gelişmekte olan ülkelere ayrılan iklim uyum finansmanının çok daha düşük kaldığını belirtti. Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nde daimi temsilinin olmamasını da “savunulamaz” olarak tanımladı.

Trump’ı isim vermeden hedef alan bölümde Guterres, süper güçlerin askeri, ekonomik ve teknolojik gücünün tek başına barışı, istikrarı ya da güvenliği garanti edemeyeceğini söyledi.

Erdoğan’ın konuşması

Erdoğan, konuşması öncesinde BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin veto yetkisinin kaldırılması çağrısında bulundu ve bunu Genel Kurul kürsüsünde de tekrarladı. Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin “beş ülkenin insafına bırakılması”nın ne adil ne de güven verici olduğunu söyleyerek örgütün “kan kaybetmeye devam ettiğini” ifade etti.

Gazze için “çağımızın en insanlık dışı toplama kampı” benzetmesini yapan Erdoğan, Suriye’ye desteğin süreceğini, Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın toprak bütünlüğü korunarak sona ermesini istediklerini ve Pakistan-Suudi Arabistan ile kurulan savunma ittifakının bölgesel dayanışmayı güçlendirdiğini vurguladı. Erdoğan’ın zirve programında Libya, Kuveyt, İngiltere, Japonya, Ermenistan ve Irak liderleriyle ikili görüşmeler de yer aldı.

İran’a “seçimden sonra anlaşma” sinyali

ABD Başkanı Donald Trump, Genel Kurul konuşmasında ekonomi, göç ve sınır güvenliğindeki “başarılarını” öne çıkararak Birleşmiş Milletler liderlerinden çok ABD’li seçmenlere seslenir bir üslup kullandı. Rusya-Ukrayna savaşında anlaşmanın “hızla” sağlanacağını, kurduğu Barış Kurulu’nun Gazze’deki savaşı sona erdirdiğini iddia etti. Küba’yı “batmış bir devlet” olarak nitelendirmesi üzerine Küba heyeti salonu terk etti. Trump ayrıca ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şiddetle karşı olduğunu yineledi ve bazı BM kurumlarını “solcu ve küreselci” olarak tanımladı.

Trump, İran konusunda önünde iki seçenek olduğunu söyledi. İran’ın yeniden büyük bir ülke haline gelmesine izin veren bir anlaşma ya da İslam Cumhuriyeti’nin “yerle bir edilmesi.” Ancak konuşmanın hemen ardından basına yaptığı açıklamada tonunu yumuşatan Trump, kasım ayındaki ara seçimlerin hemen sonrasında İran’la bir anlaşmaya varılacağına inandığını söyledi. İran’ın resmi haber ajansına göre ise bu görüşme ABD’nin ısrarı üzerine gerçekleşti ve İran tarafı, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesini şart koştu.

BM kürsüsünde LGBTİ+ karşıtı söylem

Erdoğan, konuşmasının son bölümünde BM kürsüsünü, Türkiye’de son haftalarda LGBTİ+ haklarına yönelik baskıcı politikaların gerekçesi olarak kullanılan “aile ve çocukların korunması” söylemini uluslararası bir platforma taşımak için kullandı. Yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmle mücadele çağrısının hemen ardından, kendi ifadesiyle “küresel cinsiyetsizleştirme” olarak adlandırdığı LGBTİ+ varlığını hedef gösterdi:

“Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz. Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almayı sürdürecektir.”

Erdoğan bu sözleri sarf ederken New York’ta bambaşka bir görüntü vardı. March19 Platformu, aynı gün Times Meydanı’nda açtığı bir panoyla Türkiye’deki LGBTİ+ karşıtı operasyonlara dikkat çekti.

Panoda, sanatçı Zeki Müren’in fotoğrafının yanına İngilizce “We will always be here” ve Türkçe “Biz Hep Burada Olacağız” yazıldı. Platform, eylemi Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik son dönem operasyonlarına karşı görünürlük ve dayanışma amacıyla düzenlediklerini açıkladı.

Grönland, Ukrayna ve Körfez zirvesi

Öte yandan aynı gün imzalanan üçlü anlaşmayla Grönland, Danimarka toprağı statüsünü korurken ABD’ye bölgede güvenlik amaçlı askeri varlık bulundurma hakkı tanındı.

Trump, dün Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile de bir araya geldi; ortak basın toplantısında Rusya’nın görüşmelere devam etmek istediğini yineledi. Zelenskiy ise Rusya ile bir “enerji ateşkesi” müzakeresine açık olduklarını ve ABD’den Patriot füzesi talep ettiklerini açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Genel Kurul’da Ukrayna’nın “her zamankinden daha fazla” desteklenmesi gerektiğini söyledi.