Aşırı sağı büyüten ittifak

Milyarder ile parti, hem Almanya’da hem de ABD’de aşırı sağ görüşlerini yaymak için simbiyotik bir ilişki geliştirdi.

Editör notu: The Guardian’da 13 Eylül’de yayımlanan bu yazıda Nick Robins-Early, Elon Musk ile Almanya için Alternatif (AfD) arasında gelişen karşılıklı ilişkiye odaklanıyor. Yazı, Musk’ın AfD’ye verdiği desteği, partinin ona sunduğu karşılığı ve bu simbiyotik ilişkinin uluslararası aşırı sağın yayılmasındaki rolünü inceliyor.

AfD, bu hafta bir eyalet seçiminde elde ettiği güçlü zaferle Avrupa siyasetini sarstı. Sonuç, partiyi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Almanya’da eyalet düzeyinde kurulacak ilk aşırı sağ hükümeti oluşturmaya yalnızca birkaç sandalye mesafeye taşıdı.

Elon Musk ise sonuçtan büyük memnuniyet duydu.

Musk, bir hafta önce X’te Almanca “Aferin!” anlamına gelen “Gut gemacht!” ifadesini kullanarak AfD lideri Alice Weidel’i kutladı. Bu, Tesla ve SpaceX CEO’sunun seçim sonucunun ardından AfD hakkında yaptığı en az bir düzine paylaşımdan biriydi.

AfD de Musk’ın övgüsünü karşılıksız bırakmadı. Partinin Saksonya-Anhalt lideri Ulrich Siegmund, teknoloji milyarderine desteği için teşekkür etti. Alman okullarında İkinci Dünya Savaşı’nın sorumluluğuna daha az vurgu yapılmasını isteyen ve yakın çalışma ekibinde yasaklanmış bir neo-Nazi gençlik örgütünün dört eski üyesi bulunan Siegmund, Musk’ı “vizyoner” diye niteledi.

Musk, son yıllarda küresel aşırı sağın merkezî figürlerinden biri hâline geldi. Etkisini ve desteğini göçmen karşıtı aktivistlere, liberal demokrasiye mesafeli liderlere ve milliyetçi, göçmen karşıtı partilere yöneltti. Birleşik Krallık’ta ırk meselesine yönelik yoğun ilgisinin yanı sıra, dikkatinin önemli bir bölümü AfD üzerinde toplandı. Saksonya-Anhalt seçimindeki büyük başarı ve Musk’ın bu zafer karşısındaki coşkusu, onun partiyle bağlarını yeniden mercek altına aldı.

Musk’ın AfD ve Alman aşırı sağıyla ilişkisi Saksonya-Anhalt seçiminden çok daha eskiye uzanıyor ve milyarderin kamuoyu önünde sağa doğru giderek belirginleşen siyasi yönelimiyle örtüşüyor. Göç, siyaset ve ırk konularında X üzerinden durmaksızın dile getirdiği görüşler, zaman içinde AfD’nin birçok politikasıyla neredeyse örtüşür hâle geldi. Musk’ın AfD’nin görünürlüğünü artırması, partinin de onu karşılığında yüceltmesi, iki taraf arasında hem Almanya’da hem de ABD’de aşırı sağ görüşleri yaymaya yarayan simbiyotik bir ilişki yarattı.

Uluslararası aşırı sağı büyütmek

Musk, 2024’te siyasete daha doğrudan dâhil olmaya başladığında Donald Trump’ın yeniden seçilme kampanyasını kendi servetinden 100 milyon dolardan fazla para harcayarak destekledi. Aynı dönemde, göçmen karşıtı görüşleri ve demokratik kurumlara yönelik düşmanlıklarıyla öne çıkan çeşitli uluslararası aşırı sağ liderlerle ittifaklar kurdu.

Motorlu testeresiyle tanınan Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ile sahneye çıktı. İtalya’nın aşırı muhafazakâr başbakanı Giorgia Meloni’ye ödül sundu. Ardından göçmen hakları konusunda karar veren İtalyan yargıçlara saldırdı. Birleşik Krallık’ta İslam karşıtı aktivist Tommy Robinson’ın mitinginde canlı bağlantıyla bir konuşma yaptı ve göçün “Britanya’nın yıkımına” yol açtığını öne sürdü.

Musk ayrıca iklim krizine şüpheyle yaklaşan ve göçmen karşıtı görüşleriyle bilinen Alman aktivist Naomi Seibt ile de temas kurdu. O sırada 24 yaşında olan ve X’te sık sık paylaşım yapan Seibt, Axel Springer’in Global Reporters Network’ünden gazeteci Paul Ronzheimer’e, Musk’ın paylaşımlarını gördükten sonra kendisine doğrudan mesaj atmaya başladığını anlattı. Seibt de bu yazışmalarda Musk’a AfD’den övgüyle söz etti.

2024’ün sonlarına doğru Musk, Alman gazetesi Die Welt için bir görüş yazısı kaleme alarak AfD’ye desteğini açıkça ilan etti. Almanya’nın “ekonomik ve kültürel çöküşün eşiğinde” olduğunu, bunu yalnızca AfD’nin önleyebileceğini savundu ve partiyi ülkenin “son umut kıvılcımı” diye tanımladı. Ayrıca AfD’nin aşırı olmadığını ileri sürdü. Buna kanıt olarak da parti lideri Weidel’in Sri Lanka kökenli bir kadınla uzun süreli bir ilişki içinde olmasını gösterdi.

Musk yazısında şöyle sordu: “Bu size Hitler gibi mi geliyor?”

Musk, 2025’in başında Trump’ın ikinci yönetiminde görünür bir rol üstlenince platformunu ve yeni siyasi gücünü AfD’yi daha da büyütmek için kullandı. Ocak ayının başında Weidel’i canlı yayında ağırladı. Araştırmacılar, bu yayının Weidel’e X üzerinde büyük bir görünürlük kazandırdığını ve Almanca medyada hakkında yapılan haberlerde de belirgin bir sıçramaya yol açtığını ortaya koydu.

Research Institute Social Cohesion ve Leibniz-Institute for Media Research araştırmacılarından Jan Rau, “Musk’ın Almanya’daki geleneksel medya üzerinde gerçekten de gündem belirleyici bir etkisi oldu” dedi.

“Bunu çok açık biçimde görebiliyordunuz. O anda Weidel’e yönelik geleneksel medya ilgisinde muazzam bir artış yaşandı ve bu ilginin önemli bir bölümü doğrudan Musk’la bağlantılıydı.”

Weidel ile yaptığı yayından birkaç hafta sonra Musk, bir AfD mitingine de canlı bağlantıyla katıldı. Trump’ın yemin töreni kapsamında düzenlenen bir etkinlikte faşist selamı andıran hareketleriyle tepki çekmesinden yalnızca birkaç gün sonra Musk, Almanya’daki AfD kalabalığına “Geçmişteki suçluluğa fazla odaklanılıyor, artık bunun ötesine geçmemiz gerekiyor” dedi. Bu sözler Yahudi liderlerin tepkisini çekti ve Musk’ın aşırı sağı normalleştirmeye çalıştığı yönünde suçlamalara yol açtı.

Musk’ın etkisinin sınırları

Musk’ın Trump’a yakınlığı ve 2024 seçimlerinden sonra Beyaz Saray’da üstlendiği görünür rol, siyasi etkisini daha da büyüttü. Aynı zamanda yabancı hükümetlerin, kendi iç işlerine müdahale ettiği yönündeki kaygılarını da artırdı.

Musk, 2022’de Twitter’ı satın aldıktan sonra AfD gibi kutuplaştırıcı aşırı sağ partileri güçlendiren bir dizi değişiklik yaptı. Daha önce yasaklanmış aşırı sağ hesapları yeniden platforma aldı. Bunlardan biri, AfD yanlısı ve göçmen karşıtı Avusturyalı aktivist Martin Sellner’di. Sellner, milliyetçi “remigration” yani kitlesel geri gönderme politikalarının ana akıma taşınmasında kendisine pay biçiyordu. Musk ayrıca uluslararası sağcı hesapların içeriklerini sık sık yeniden paylaşarak onların görünürlüğünü artırdı.

Rau, “Musk’ın platformda yaptığı değişiklikler aşırı sağ iletişimi çok daha kolay hâle getirdi. Bu da AfD’ye birçok açıdan yarıyor” dedi.

Ancak Rau dâhil bazı araştırmacılar, Musk’ın X üzerinde yarattığı sağcı yankı odasının da sınırları bulunduğunu vurguluyor. Reuters Institute’un 2026 araştırmasına göre Almanların yalnızca yaklaşık yüzde 5’i haber almak için X’i kullanıyor. Ülkedeki birçok ana akım isim de X’i kullanmayı bıraktığını açıkça duyurdu. Musk’ın AfD’ye verdiği desteğin bir bölümü ana akım medyaya taşınsa da, son aylardaki etkinin büyük kısmı yalnızca X’teki sadık takipçi kitlesiyle sınırlı kaldı.

Musk bugün Almanya’da pek de sevilmeyen bir isim. Geçen yıl yapılan bir YouGov araştırmasında Almanların yalnızca yüzde 19’u Musk hakkında olumlu görüş bildirdi. Alman siyasetini etkileme girişimlerini kabul edilebilir bulanların oranı ise yalnızca yüzde 13’tü. Üstelik AfD içinde bile Musk bütünüyle hoş karşılanan bir figür değil.

Daha önce Algorithm Watch adlı sivil toplum kuruluşunda çalışan bağımsız araştırmacı Oliver Marsh, “Musk’ın desteği bazı çevrelerde pek de faydalı değil. Partinin büyük bölümünü geleneksel Alman milliyetçileri oluşturuyor; bu kesim Amerikalı bir milyarderin Alman siyasetine müdahil olmasından pek hoşlanmıyor” dedi.

AfD’nin yükselişi, Musk’tan çok Almanya’nın iç siyaseti ve toplumsal dinamikleriyle açıklanabilir. Fakat bu durum Musk’ın başarıdan kendisine pay çıkarmasını engellemedi. Musk, Alman sağından bir medya yorumcusunun, Musk’ın X’i satın almasının ülkede bir “hava değişimi” yarattığını ve bunun AfD zaferine yol açtığını ileri süren paylaşımını yeniden yayımladı.

Musk, “aşırı merkez” AfD’yi savunuyor

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki seçim başarısının ardından Musk hem sonucu kutladı hem de partinin aslında aşırı sağ olmadığını, ideolojik olarak ılımlı sayılması gerektiğini savunmaya başladı. Almanya’nın iç istihbarat kurumunun geçen yıl “sağcı aşırılıkçı bir oluşum” olarak nitelediği partinin “aşırı merkez” olarak görülmesi gerektiğini yazdı.

Musk ayrıca, AfD’nin göç, İslam ve LGBTQ+ hakları konularındaki sert ve aşırı sağcı tutumları açıkça ortadayken, Amerikan medyasının partiyi “aşırı sağ” olarak tanımlamasına da karşı çıktı. Eyalet seçiminden sonra Wall Street Journal ve CBS News’e birden fazla yanıt yazarak bu kuruluşları haberlerinde “aşırı sağ” ifadesini kullandıkları için eleştirdi.

CBS News’in X’teki bir paylaşımına şu yanıtı verdi: “AfD’ye ‘aşırı sağ’ diyerek yalan söylüyorsunuz.”

Başka bir paylaşımında ise “‘aşırı sağ’ın bir propaganda terimi” olduğunu ileri sürdü.

Oysa AfD’nin parti programı, İslami inancın kamusal alandaki bazı görünür biçimlerine yasak getirilmesini öngörüyor. Weidel’in bir kadınla uzun süreli bir ilişkisi ve çocuklu bir ailesi olmasına rağmen parti, eşcinsel evliliğe ve eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine karşı çıkıyor. Etnik Alman kimliğini öne çıkarıyor ve kitlesel sınır dışı politikalarını savunuyor. Parti liderleri yıllar boyunca Holokost’u küçümseyen açıklamaları ve Nazizme yönelik kışkırtıcı göndermeleri nedeniyle de eleştirildi. Partinin önde gelen isimlerinden biri, 2024’te bir mitingde Nazi paramiliter örgütlerinden birine ait yasaklı bir sloganı kullandığı için mahkûm edildi.

Weidel ise “Alman halkına karşı kutsal bir savaş yürütüldüğünü” öne sürdü ve “remigration” çağrısı yaptı. Bir dönem aşırı sağ ve beyaz milliyetçi çevrelerde yaygın olan bu kavram, kitlesel sınır dışı politikalarını ifade ediyor. Bugün aynı kavram göçmen karşıtı milliyetçi partiler tarafından olduğu kadar Musk ve Donald Trump tarafından da benimsenmiş durumda.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, AfD’nin zaferinin ardından partinin gerçek hedeflerinin etnik temizliğe varabileceği uyarısında bulundu. AfD ise bu nitelemeyi reddetti.

Merz şöyle konuştu: “Burada savunulan şey, yani ‘remigration’, gerçeğe dönüşürse, kökene ve ten rengine dayalı bir etnik temizlikten başka bir şey olmaz.”

Musk bir kez daha AfD’yi savundu ve Merz’in suçlamasını eleştiren bir kullanıcının paylaşımını 241 milyondan fazla takipçisine yeniden paylaştı.

Irk konusuna yönelik saplantılı ilgisi ve göçe karşı açık tutumu da dâhil olmak üzere Musk’ın görüşleri, zaman içinde Weidel ve AfD’nin görüşlerine giderek daha fazla benzemeye başladı.

Temmuz ayında şu ifadeyi kullandı:

“Remigration’a karşı çıkan herkes haindir.”