Altın Koza’da Ulusal Yarışma’nın son günü de geride kaldı. Son günde her ikisi de Adana’da prömiyer yapan Patates Kızartması ve Beklenti filmleri seyirciyle buluştu. Her iki filmde de bilhassa oyunculuk performansları öne çıkarken özellikle Beklenti’nin gösterimi sonrası bu yılki yarışmada baskın temanın ‘aile’ olduğu da iyice netleşti. Yarışmada yer alan on filmin yedisi anlatısını temel olarak aile mefhumu üzerinden kurarken buradaki veriyi nasıl yorumlamamız gerektiği ise önümüzdeki günlerde ödev edinebileceğimiz bir konu olacak. Zira aile kurumuna bakışımız güncel olarak üzerine etraflıca tartışmayı gerektirecek ölçüde karmaşıklaşmış durumda. Filmlerin sunduğu hakikatle hayatın absürd kurmacalığı arasında kalmış bir ruh hâliyle yarışmadaki son filmleri değerlendirmeye geçiyoruz.
Patates Kızartması
Yönetmenliğini Sinan Biçici’nin üstlendiği Patates Kızartması gözünü sinema ve televizyon sektöründeki çalışma koşullarına diken bir komedi. Konservatuvar günlerinden tanışan iki eski dostun yıllar sonra bir dizi setinde karşılaşmasını ve set ortamında yeniden diyalog kurmalarını izliyoruz. Setin olağan akışı bir yıldız oyuncunun umursamaz istekleri sebebiyle kesintiye uğrarken sektörün yarattığı tuhaf değer hiyerarşisi ve eşitsiz çalışma koşulları açığa çıkıyor. Filmin genel yaklaşımı sektörün seri üretime bağlı kaotik havasını anlatının hem konusu hem de biçimsel malzemesi yapmak. Omuz kamerasının kullanıldığı uzun planlar, bir türlü belli bir odakta kalmayan kameranın ordan oraya koşturması ve kendini tüketmesi şeklinde ilerliyor film.
Dizi sektöründe genel kanı teknik ekipten oyunculara bolca kalifiye unsura sahip olunmasına rağmen içerik olarak içinde yer alan insanları bile tatmin etmeyen işlere imza atılıyor olması yönünde. Patates Kızartması aslında bu durumu da kendi içerisinde barındırıyor ve tekrarlıyor. Zira son derece iyi iş çıkaran yetenekli bir oyuncu grubuna rağmen senaryo derinliği ve görüntü yönetimi açısından oldukça zayıf bir işle karşı karşıyayız. Senaryonun temellendirildiği tezat ve senaryo kurgusunu taşıyan bir espri arka arkaya yinelenirken gücünü çok hızlı biçimde yitiriyor. Bu tekrarın kendisinin mizahi bir unsur olması fikri de bir uzun metraj filmi taşıyacak kudretten uzak açıkçası.
Filmin hızla kendini tüketmesinin bir başka nedeni de kamera kullanımı. Filmin önemli bir kısmının daracık bir karavanın içerisinde geçiyor olmasına çözüm olarak kameranın durduğu yerde sürekli hareket hâlinde olması düşünülmüş ancak buradaki uygulama filme göz ardı edilemez bir amatörlük olarak yansıyor. Burada aslında meta bir katman kazanabilecek bir imkân da söz konusu ancak filmin içeriksel derinliğiyle ilgili pek bir çaba gösterilmiş gibi de görünmüyor. Bu hâliyle aynı hicvini yaptığı diziler gibi biraz aceleye gelmiş, -muhtemelen- senaristlerin zaman sıkışıklığından şikâyet ettiği, teknik ekip ve oyuncuların senaryoyu ayakta tutmaya çabaladığı bir dizi hissini veriyor Patates Kızartması.
Beklenti
2019 yılındaki 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Zeki Demirkubuz başkanlığındaki jürinin 10 dalda ödüllendirdiği Bozkır’ın yönetmeni Ali Özel’in yeni filmi Beklenti, Ulusal Yarışma’da gösterilen son film oldu. Beklenti de yarışmadaki pek çok film gibi bir ailenin fertleri arasındaki ilişkilere, diyaloglara ve ortak hafızaya dayalı bir anlatı takip ediyor. Konya’nın taşrasında bir köyde geçen film köyün kadın doktorunun şüpheli şekilde ölümüyle açılıyor. Sonrasında köy ahalisinin bu ölümün soruşturmasına dâhil edilmesi üzerinden köyün sosyal yapısıyla tanışmaya başlıyoruz. Tamamen polisiye bir kanaldan, ‘katil kim’ sorusu üzerinden başlayan film yarışmadaki bir başka film Günyüzü’nde olduğu gibi son dönemde yaşanan taşradaki kadın ve çocuk cinayetlerini hemen akla getiren bir yola çıkıyor.
Beklenti, hikâyeyi başlatan bu kriminal vakayı bir süreliğine takip ederken cinayetin yavaş yavaş odaktan kaydığını, anlatının merkezinden koptuğunu görüyoruz. Film esas olarak bu köydeki taş ocağının sahibi, hem toprak mülkiyetini hem de üretim araçlarını elinde tutan bir ailenin kişisel ilişkileriyle ilgilenmeye başlıyor. Masalarda sessizlik içerisinde yapılan uzun diyaloglarda hayata, geçmişe, pişmanlıklara ve beklentilere dair sohbetler yürütülüyor. Erk sahibi bir ailenin dünyasına tanık oluyoruz. Filmin polisiye kanalı terk edip bu alana bakmayı tercih etmesi politik bir tercih elbette, bu ‘katil kim’ sorusuna toplumsal bir cevap da taşıyabilecek bir potansiyel ancak filmin anlatısının seçtiği odak ve ton bunu pek mümkün kılmıyor. Zira senaryo bu karakterlere toplumsal rollerinden ziyade kişisel gerçeklik tahayyülleri üzerinden yaklaşıyor. Bu da bir anlamda tek yönlü bir şefkat hissini taşıyor aslında. Dolayısıyla ‘katil kim’ sorusuna suçtan, eşitsizlikten çok masumiyetle cevap veriyor anlatı. Filmde seslerini duysak da sözlerini pek duymadığımız kadınların, köylülerin edilgenliği de buna hizmet ediyor son kertede. Bu da anlatının ihtiyaç duyduğu eleştirel mesafeyi kapatan, tartışmaya muhtaç bir karar.
Beklenti’nin yarışmadaki yapımlar içerisinde öne çıkan kalitede filmlerden biri olduğunu da söylemek, hakkını vermek gerek. Bilhassa oyunculuk performansları aynı Bozkır’da olduğu gibi oldukça üst seviyede. Ali Özel’in oyunculuk yönetiminde özel bir başarısı olduğu kesin. Oyuncuların her biri taşıması zor diyalogları ustalıkla sahneye yerleştiriyor, filmdeki her ânı yaşanır kılıyor. Aynı şekilde görüntü yönetmeni Mikail Çifci’nin manzara ve özel alan arasında mekik dokurken anlatıya hizmet eden görsel çerçevesi de filmin güçlü olduğu taraflar arasında. Ali Özel’in rejisinin yetenekli bir yönetmenin ellerinden çıktığı, film unsurlarının tamamının birbiriyle uyumlu şekilde çalıştığı da kesin. Ödül gecesinde jürinin ödüllendirebileceği filmler arasında olduğunu da kolaylıkla söyleyebiliriz ancak senaryo birçok aile filmi izlediğimiz bu sene sonrasında etraflıca düşünüp tartışabileceğimiz soru işaretlerini bünyesinde barındırıyor.
***
Altın Koza’da ödül gecesini beklerken yarışmada yer alan Bir Arada Yalnız ve Karanlıkta Islık Çalanlar’ın büyük ödüllerin ilk adayları arasında olduğunu söylemek fazlasıyla mümkün. Yönetmen, senaryo ve oyunculuk ödüllerinde bu filmlerin öne çıkabileceğini öngörebiliriz. Benzer şekilde Adana’da büyük etki yaratan Ölü Köpekler Isırmaz’ın da başta Yılmaz Güney Ödülü olmak üzere önemli ödüllerde öne çıkmasını bekleyebiliriz. Canavar, Moda-Evlilik ve Beklenti gibi bıçak sırtı kararlar gerektiren filmlerde jürinin alacağı tavır ise tören gecesindeki sürpriz ihtimallerini içerisinde barındırıyor.


