Uluslararası koalisyonun Irak’taki misyonunun 30 Eylül’de sona ermesi ve son Amerikan askerlerinin Erbil’den ayrılmasının ardından Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği yeniden gündemde. Erbil’den gelen açıklamalarda Peşmerge’nin bölgeyi savunmaya devam edeceği vurgulanırken, hava savunması açığı ve IŞİD’in yeniden güçlenmesi ihtimali konusunda uyarılar yapılıyor.
Spot Basın Kooperatifi’nden Sinan Tunçdemir’in BM Genel Merkezi’nden aktardığı gelişmelere göre, çekilmenin ardından ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yaptığı açıklama, Peşmerge’nin geleceğine dair yeni bir tartışma başlattı.
Açıklamada öne çıkan ifade, Irak’taki tüm silahlı güçlerin “tek bir devlet çatısı ve tek bir komuta zinciri altında” birleştirilmesi oldu. Tunçdemir’e göre bu ifade Peşmerge’yi, Haşdi Şabi’yi ve diğer silahlı grupları doğrudan ilgilendiriyor; ayrıntıları netleştikçe yeni tartışmalara yol açacak.
Washington’dan “tek komuta” mesajı
Barrack, Donald Trump’ın çekilmeyi duyurduğu paylaşımı kendi değerlendirmesini ekleyerek yeniden paylaştı:
“İlk Amerikan birliklerinin Irak’a ayak basmasından 23 yıl sonra Başkan Trump kuvvetlerimizin eve dönüş sürecini tamamladı. Bunu sırtını dönüp giderek değil; Bağdat, Erbil, bölgesel dostlarımız ve Amerikan çıkarları gibi en hassas alanlarda küpün her bir yüzünü tek bir stratejik tabloda hizalayarak başardı.”
Barrack şöyle devam etti: “Başbakan ez-Zeydi ve Irak halkı için, Amerika’nın bir garnizon gücü değil bir dost olarak konumlandığı bir ortamda, Irak’ın tüm silahlı kuvvetlerini tek bir devlet çatısı ve tek bir komuta zinciri altında birleştirme fırsatı doğdu. Bu, algoritması hâlâ aranan devasa bir bölgesel Rubik küpündeki kritik bir parçayı çevirmek için gereken öncelikli devlet adamlığı becerisini gerektiriyordu.”
Trump ise çekilmeyi bir zafer olarak sundu: “Bugün son Amerikan birliklerinin Irak’tan ayrıldığını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Bugün Amerika Birleşik Devletleri için bir zafer, Irak için bir zafer ve Trump yönetiminin tamamen yok ettiği IŞİD’e karşı kazanılmış kesin bir zaferdir.”
Tunçdemir, iki açıklamanın da Washington’un merkezi hükümetlerle çalışmayı tercih ettiği mesajını taşıdığını belirtti. Ona göre bu mesaj hem Kürdistan Bölgesi’ne hem de ABD’nin birlikte çalıştığı diğer gruplara yönelik.
Mesud Barzani: “Peşmerge var olmaya devam edecek”
Erbil’den gelen tepkiler farklı tonlardaydı. KDP Başkanı Mesud Barzani, koalisyonun ayrılmasının Kürdistan’ı savunmasız bırakacağını düşünenlerin “çok ağır bir yanılgı içinde” olduğunu söyledi:
“Kürdistan var olduğu sürece Peşmerge de var olmaya ve bizi korumaya devam edecektir. Her türlü tehdide karşı Irak federal hükümetiyle son derece güçlü ve iyi bir koordinasyon içerisindeyiz.”
Barzani, Al Sharqiya televizyonuna verdiği röportajda ise geçmişin tekrarlanabileceği uyarısında bulundu. ABD 2003’te Irak’ı işgal etmiş, 2011’de çekilmiş, ancak 2014’te IŞİD’in geniş toprakları ele geçirmesiyle Irak hükümetinin talebi üzerine geri dönmüştü. Barzani’ye göre bugünkü çekilme aynı senaryonun yaşanacağı korkusunu yeniden doğuruyor.
Mesrur Barzani: “Tehdit gerçek”
Başbakan Mesrur Barzani’nin açıklamaları daha sertti. Financial Times’a konuşan Barzani’nin, ABD’nin bu şekilde çekilerek bölgeyi savunmasız bırakmasını “utanç verici” olarak nitelediği aktarıldı.
Barzani’nin ofisi daha sonra haberin başlığı ve yorumlarının başbakanın sözlerini doğru yansıtmadığını açıkladı. Tunçdemir’in aktardığına göre Financial Times bu açıklamaya yanıt vermedi, ancak haberini de değiştirmedi. Görüşmenin ses kayıtlarının bulunduğu öne sürülüyor, ancak kayıtlar henüz paylaşılmadı. Tunçdemir, gazetenin haberi değiştirmemesini elinde kayıt olabileceği şeklinde yorumladı.
Mesrur Barzani, bölgeye hiçbir hava savunma sistemi sağlanmadan, geride hiçbir şey bırakılmadan çekilinmesinin “derin bir endişe kaynağı” olduğunu söyledi: “Tehdit gerçek. Saldırı altındayız ve kırılgan bir durumdayız.”
IŞİD uyarısı ve hava savunması açığı
Peşmerge komutanı Sirwan Barzani de Reuters’a yaptığı açıklamada IŞİD’e dikkat çekti:
“ABD’nin çekilme takvimini açıklamasından bu yana, son iki haftadır bölgede IŞİD’in uyuyan hücrelerinin hareketlendiğini gözlemliyoruz. Bir artış tespit ettik; IŞİD’li teröristlerin morali çok yüksek.”
Tunçdemir, yayından önceki akşam Kürdistan Bölgesi’ne yeni bir İHA saldırısı düzenlendiğini de aktardı. Ona göre ABD varlığı, Erbil’in Bağdat üzerinde baskı kurmasını sağlayan bir kaldıraçtı ve bu kaldıraç artık ortadan kalktı. Barrack’ın açıklamasının bu tabloyu net biçimde özetlediğini ve durumun “çok tehlikeli” göründüğünü söyledi.
Kerkük’te iki Kürt genç öldürüldü
Tunçdemir’in aktardığına göre Kerkük’te Irak güçlerinin IŞİD’e karşı düzenlediği bir operasyonda 15-16 yaşlarındaki iki Kürt genç hayatını kaybetti. Gençlerden biri olay yerinde vurularak öldü. Diğeri yaralı olarak ele geçirildi. Irak askerleri onu “IŞİD teröristi” diye fotoğrafladı; genç daha sonra götürüldüğü karakolda hayatını kaybetti. İki gencin de “yanlışlıkla” öldürüldüğü sonradan açıklandı.
Başbakan Ali ez-Zeydi, sorumlular kim olursa olsun yargılanacakları yönünde talimat verdiklerini söyledi. Tunçdemir ise olayın bir provokasyon olup olmadığının bilinmediğini, ancak Kürtlere yönelik bu tür saldırıların şimdiden başladığını ve yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bağdat’ta kutlama, Haşdi Şabi’ye ek süre
Bağdat sokaklarında ise çekilme kutlamalarla karşılandı; kutlamalara Haşdi Şabi militanları da katıldı.
ABD’nin çekilmesiyle birlikte Haşdi Şabi gibi İran destekli grupların merkezi askeri komutaya bağlanması da gündemdeydi. Ancak Başbakan ez-Zeydi’nin açıkladığı yeni takvime göre süreç 30 Haziran 2027’ye ertelendi. Tunçdemir, kararın “Bir oyun mu oynandı?” sorusunu akla getirdiğini söyledi.
Çekilmenin arkasında ne var?
Çekilme sürpriz değildi. Biden yönetimi ile Bağdat arasında Eylül 2024’te açıklanan plan, koalisyon misyonunun aşamalı olarak sona ermesini öngörüyordu. Amerikalı yetkililere göre istihbarat paylaşımı ve askeri eğitime dayalı ilişkiler sürecek.
Tunçdemir’e göre çekilmenin başlıca nedeni, Amerikan üslerinin İran ve İran’a bağlı milislerin hedefi hâline gelmesiydi. Amerikalı uzmanlar ise Washington’un askeri önceliğini Orta Doğu’dan, küresel ölçekte en büyük rakibi olarak gördüğü Çin’e ve Asya-Pasifik’e kaydırdığını söylüyor. Tunçdemir bu açıklamaların meseleyi yumuşatmaya yönelik olduğunu değerlendirdi.
Önceki ABD yönetiminden bir diplomatın BM’de kendisine Suriye ve Irak’taki üslere yönelik saldırıların amacını şöyle anlattığını aktardı: “Amaçları bizi orada yıpratıp bir şekilde çıkmamızı sağlamak.” Ona göre bugünkü çekilme bu amacın gerçekleştiğini gösteriyor.
Tunçdemir, çekilmeyi ABD açısından İran karşısında büyük bir kayıp olarak görüyor. ABD’nin boşalttığı alanlarda İran ve İran destekli grupların etkisinin artacağını düşünüyor. Onun değerlendirmesiyle İran, Amerika’yı Irak’tan çıkararak istediğini elde etti.
Boşluğu yalnızca İran destekli grupların değil, IŞİD ve benzeri cihatçı grupların da doldurabileceğini belirten Tunçdemir, ABD’nin ileride bölgeye geri dönmek zorunda kalabileceğini söyledi. ABD’nin Körfez’deki üslerini koruyamadığı gibi Irak’takileri de koruyamadığını ve çekilmenin bunu da gösterdiğini savundu.
Lavrov’a Kürtler ve Afrin soruları
Kürtler meselesi, BM Genel Kurulu için New York’ta bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un basın toplantısında da gündeme geldi. Tunçdemir’in sorusu üzerine Lavrov şunları söyledi:
“Hiçbir Kürt grubuyla iletişimimiz kesilmedi. İran’daki, Irak’taki, Suriye’deki ve Türkiye’deki Kürtlerle her zaman iletişimimiz var.”
Lavrov, İranlı Kürtlerin kendilerine özgü sorunları olduğunu belirtti. Kürtlerin Irak topraklarında bulunmasından yararlanarak onları İslam Cumhuriyeti’ne karşı kullanma girişimlerinin İran için bir provokasyon olacağını söyledi. Bu sözler, Kürtlerin İran savaşına dahil olup olmayacağının tartışıldığı bir döneme denk geldi.
Rojava’daki Kürtlerle ilişkilere dair soruya ise Trump’ın 2018’de Suriye’den çekilme kararı almasının ardından SDG’nin Rusya ile kendiliğinden temasa geçtiğini, ABD’nin kısa süre sonra kararından dönmesiyle bu temasın kesildiğini söyledi.
Tunçdemir’in, Türkiye’nin Afrin operasyonu öncesinde Rusya ile somut bir anlaşma yapılıp yapılmadığı sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Lavrov, 2010’lu yılların ikinci yarısında Türkiye ile ciddi temaslar kurduklarını ve İdlib’e ilişkin bir dizi anlaşma yaptıklarını, ancak bunların hepsinin mutabık kalındığı şekilde hayata geçmediğini söyledi. Yine de Türkiye’yi “güvenilir bir ortak” olarak gördüklerini ekledi.
Washington’un yeni ajandası ve Kürtler
Tunçdemir’e göre çekilme, Washington’un önceliklerindeki değişimi de gösteriyor. ABD, Kürtlerle ya da başka gruplarla değil, merkezi hükümetlerle çalışmayı tercih ediyor; bu politikanın en büyük mimarı da Tom Barrack.
Tunçdemir, Washington’un desteğini çekmesinin merkezi hükümetlerin Kürtler üzerindeki baskısını artırabileceğini ve bu değişimin önce Rojava’da, şimdi de Irak Kürdistanı’nda görüldüğünü belirtti. SDG ile ilişkilerde Şam’daki merkezi hükümete yönelen Washington’un Irak’ta da benzer bir çizgi izlediğini düşünüyor.
Bunun yalnızca Trump’a özgü olmadığını da vurguladı. Irak’tan çekilme kararını Biden almış, çekilme Trump döneminde tamamlanmıştı. Afganistan’dan çekilme kararını ise Trump almış, çekilme Biden döneminde gerçekleşmişti. Tunçdemir’e göre bu, Demokratlarla Cumhuriyetçilerin ortak stratejisi.
Sinan Tunçdemir’in değerlendirmelerinin yer aldığı programın tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.


