Romanlar nazilere nasıl direndi? | #Dokunulmayanlar
16 Mayıs 1944 sabahı, Auschwitz-Birkenau’nun karanlık koridorlarında insanlık tarihinin en sıra dışı ve en az anlatılan direnişlerinden biri başladı: Ağır silahlı SS birlikleri, Roman kampındaki binlerce insanı gaz odalarına göndermek üzere harekete geçtiğinde, karşılarında boyun eğmeye hazır kurbanlar değil; ellerinde çekiçler, kürekler ve ranzalardan söktükleri tahta kalaslarla barikat kurmuş tek bir yürek buldular. Roman halkının faşizmin barbarlığına karşı yazdığı bu kolektif direniş destanı ne anlama geliyor, 16 Mayıs hafızamızda nasıl bir yer tutuyor?
Bu büyük isyanın arka planında; Nazi Almanyası’nın Porajmos (Yıkım) adını verdiği ve resmi anlatıların uzun yıllar ‘unutulmaya’ terk ettiği o büyük Roman Soykırımı’nda neler yaşandı? Kamplarda topluluğu damgalamak için kullanılan siyah, yeşil ve kahverengi üçgenlerin arkasındaki ideolojik yıkım neydi? Dr. Josef Mengele ve Eva Justin gibi ‘ırk araştırmacıları’ tarafından zorunlu kısırlaştırmaya ve tıbbi deneylere maruz bırakılan o savunmasız çocukların hesabı tarihe nasıl soruldu?
Bu sunumda; küresel bir simge haline gelen 10 yaşındaki Settela Steinbach’ın o ikonik, ürkek bakışından yola çıkarak, faşizme karşı yeraltı ağlarında savaşan Roman partizanları, mesleklerin ve yaşam alanlarının dönüşümünü ve 16 Mayıs’ın unutturulmak istenen o görkemli, direnişçi gerçeğini masaya yatırıyoruz.