Temmuz sonunda Fas sınırındaki İspanyol kenti Ceuta’ya on binlerce kişi dalgakıranları aşarak ve yüzerek geçmeye çalıştı. Resmî verilere göre en az 19, bazı kaynaklara göre ise 70’i aşkın kişi yaşamını yitirdi. İspanya orduyu devreye soktu; günler içinde 50 binden fazla kişi Fas’a geri gönderildi. Fas ise geçişlere göz yumduğu, hatta yönlendirdiği iddialarıyla suçlandı. Olay, medyada büyük ölçüde “göçmen akını” ve “istila” başlıklarıyla yer buldu. Ancak bu anlatının arkasında, Avrupa Birliği’nin göç kontrolünü sınırlarının ötesine taşıyan politikaları ve ölümlerin sıradanlaştığı bir sınır rejimi bulunuyor. Aynı dönemde ABD’deki aşırı sağ, Avrupa’nın göçmenler tarafından “işgal edildiği” söylemini yaygınlaştırırken, Atlantik’in öteki yakasından Avrupa siyasetine aktarılan finansman ve ideolojik ağlar giderek daha görünür hâle geliyor.
Spot Basın Kooperatifi’nden Adem Özgür, Ceuta’da yaşananları, resmî anlatının dışında kalanları ve aşırı sağ söylemlerinin gündelik hayatı nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.
